24
Böyle bir çaba içine girmek demek, sadece Türklüğün hukukî boyutu olan vatandaşlığı yok saymak anlamına gelmez. Aynı zamanda, siyasî kimlik olarak “Türk halkı”nın yanına başka bir siyasî kimlik eklemeye çalışarak yeni bir halk yaratmak ve o halka, kendi kaderini tayin etme hakkını tanımaya teşebbüs etmek demektir. Bir başka deyişle ucu, uluslararası hukuk açısından ayrılma hakkına kadar varması istenen bir statü elde etme gayreti söz konusudur. Dolayısıyla “Türk yoktur, Türk ifadesi kaldırılsın, Türk kimliği tek kimlik olamaz, Türklük herkesi temsil etmez.” şeklindeki iddialar yersiz, dayanaksız ve çürük olmalarının çok ötesinde, art niyetli bir bölünme projesinin taşlarını döşemek anlamına gelir. Bahsi geçen iddiaları ileri sürenler, sadece konjonktürel şımarıklık içinde olmayıp fırsattan istifade etmek isteyen ve kurnazlık peşinde koşan, kökeni ve kaynağı belli kişiler ve gruplardır. Geçmişteki denemelerin de içinde olan bu zevatın, yakın dönemdeki gelişmelerden ders çıkarmak yerine alışkanlıklarını hayata geçirmeye çalışmaları beyhudedir. Türkiye coğrafyasında Türk kimliği, vatandaşlık olarak hukukî boyutuyla ve bir halk olarak siyasî boyutuyla anayasal bir kimlik olarak “Tek”tir ve ortak kabul etmez. Aksine bir düşünce ya da deneme, ülkesiyle ve milletiyle bölünmez bütünlüğe yönelik doğrudan bir tehdittir. Ayrıca bu durum, başta Anayasamız olmak üzere, ilgili mevzuatımıza da açıkça aykırıdır. Türklük, adı geçen ve benzeri tehditlere yüzyıllar boyunca pabuç bırakmamış; tarihî ve evrensel derinliğe sahip nadir bir kimlik olarak varlığını korumuştur. Bundan sonra da doğal bir refleks olarak, bu tip tehlikelere karşı kendini korumasını bilecektir. Aksini bekleyenler yani yanılmaktan bıkmayanlar için yine bir hazan mevsimi sıradadır. KAYNAK.Bahadır Bumin Özarslan