11
Kuşkusuz, yapay zeka teknolojilerinin küresel regülasyonlarla insanlığın geleceğini tehdit eden “yeni bir atom bombasına” dönüşmesini engellemek ve yavaşlama fikrini savunmak son derece kıymetli bir hedef. Ancak bu devasa güç odaklarının samimiyeti sorgulandığında, olayın görünenin ötesinde bir boyutu olabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır. Özellikle ABD seçimleri öncesinde artan bu felaket söylemleri, olası bir Demokrat zaferi sonrasında gelebilecek sert devlet denetimlerine karşı şirketlerin kurumsal otonomilerini koruma ve regülasyon direksiyonunu kendi ellerinde tutma stratejisine dönüşebilir. Yüksek güvenlik standartları bahanesiyle küçük rakiplerin ve açık kaynaklı projelerin önü kesilirken; olası bir seçim krizinde ise “Yapay zeka seçimi manipüle etti” söylemine sığınarak sandığın meşruiyetini tartışmaya açacak zihinsel bir altyapı hazırlanıyor olabilir. Sonuç olarak, kamuoyuna sunulan bu “dünyayı koruma” anlatısının arkasında, teknolojik hegemonyayı ve tekelci pazar düzenini sürdürme hesabının bulunabileceği göz ardı edilmemelidir. Gelinen noktada, yapay zekanın kaderi küresel şirketlerin ve dijital feodallerin inisiyatifine bırakıldıkça, demokrasinin son derece zorlu ve kritik bir sınav vereceği söylenebilir.