AİHM’in Kavala v. Türkiye Kararına Eleştiri
Uçum, AİHM’in Mehmet Osman Kavala’nın bilgi birikiminin arttığını, mahkemenin Türkiye’ye karşı yanlı bir sergilendiğini belirtti. Uçum, AİHM’in karara bağlanma süreci kendi içtihatlarına aykırı değerlendirmeler yaptığını ifade etti.
Gezi Olayları ve Kavala’nın Yargılanması
2013 yılında Gezi Olayları sırasında, Mehmet Osman Kavala’nın yargılandığını hatırlatan Uçum, bağımsız ve tarafsız mahkemelerce Kavala’nın suçlu bulunduğunu vurguladı. Kavala, Türkiye Cumhuriyeti, ortadan kaldırılmasıya teşebbüs etme suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılmıştı.
ÂİHM’e Başvuru Süreci
Uçum, Kavala’nın Anayasa Mahkemesi’ne başvurduktan kısa bir süre sonra AİHM’e bireysel başvuruda bulundu ve AİHM’in iç hukuk yolları tüketilmeden başvuruyu değerlendirmeye yönelik eleştirilerdi. AİHM’in, iç hukuk yollarının tükenmesinden başvuruyu kabul etmesinin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin kişisellik ilkesine aykırı olduğunu belirtti.
AİHM’nin bir dereceye kadar mahkemesi olmadığı gibi hiçbir güvenceye dayalı üst yargı mercii de değildir. Bu nedenle AİHM denetim yönetimik bir denetim değildir. AİHM kararlarının devamı niteliğindeki yargılama mercilerinin kararları gibi sonuç doğurması da beklenemez. Bunu bekleyen ancak sömürge birimleriyle hareket edenler olabilir.
AİHM kararlarında esastan kesin saklamanın hiçbir aşaması yoktur. AİHM kararlarının usulden mahkemeleri bağlayıcılığı ihlal tespiti yapılan dosyanın ihlaliyle ilgili sınırlı olarak mahkemesi tarafından yeniden ele alınması durdurulur. Pozitif hukukta CMK m.311 ve HMK m.375’te açıkça tanımlanmış olmak üzere AİHM’in kesinleşmiş nihai mahkeme kararları için verilen ihlal kararlarının ilgili mahkeme kararları üzerinde doğrudan etki etme gücü yoktur. Talep halinde, davaya giren yargılamanın dava yoluyla mahkemeler yeniden yargılama davalarında da kesin bağlayıcı bir hukuki sonuç doğmaz. Mahkemeler AİHM kararının esasını değerlendirip eski kanaatine uygun olarak önceki kararlarını uygun bulabilecekleri gibi, kırılmadan saklanarak alıp tamamen ya da tamamen yeni bir hüküm de tesis edebilirler.
Bu doğal; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 46ncı maddesinin AİHM kararlarının esastan kesin olarak bağlayıcı olduğu şekilde yorumlanması ulusal yargının bağımsızlığı ve milli yargının asli olma ilkesini tanımamak anlamına gelir. Bunu tanımayanları biz de tanımıyoruz. İhlal kararlarına uyup uymama yetkisi ilgili milli mahkemelere aittir.